Yapay zeka ile ilgili mevcut hukuki düzenlemeler

Yapay zeka. Bağımsız davranan bir robot rüyası. Gelecek geldi mi acaba?

Bunun için ne kadar hazırlıklıyız? Yasal çerçeve nedir? Mevcut yasal çerçeveler yeterli mi? Bu soruların yanıtlarını bu çalışmamızda vermeye çalıştık.

 

Peki “Yapay Zeka (AI=Artificial intelligence)” nedir?

Yapay zeka, basitçe, insanın öğrenmesini ve düşünmesini bilgisayara aktarma girişimidir. Belirli bir amaca sahip verilerin bir algoritmaya deforme olacağı ve sonuç çıkarmak için belirli kalıpların ve dolayısıyla “bağımsız” bir eylemin tanınabileceği şekilde çalışır.

 

Yapay zeka için özel yasalar var mı?

Yapay zekanın gelişimi çok hızlı bir şekilde ilerliyor, ancak yasal çalışmalar bu hıza yetişemiyor. Özellikle sorumluluk sorunu, çoğu AI aktörü için önemli bir rol oynamasına rağmen mevcut hukuk durumunda sorumluluğu tam olarak tanımlayan ve hangi durumlar için geçerli olacağı konusunda boşluklar vardır.

Hukuki anlamda sorumluluk sorusu, insan hatasını baz almaktadır. Sorumluluk sorunları söz konusu olduğunda, AI’nın kendi kararlarını ve eylemlerini yapan bir sisteme sahip olup olmadığı veya hatta ayrı bir yasal nesne olarak görülebileceği düşünülmeli ve belirlenmelidir. Örneğin, AI sistemli robotlara hukuki anlamda bir kişilik kazandırdığımızda, robotların hatalı işlerinden sorumlu tutulacağı anlamına gelir. Böyle bir durumda, robotların mal varlık edinmeleri vs. sorunu nasıl çözülecek. Açıklığa kavuşturulması gereken ve düşünülmesi gereken birçok soru ve ihtimaller doğuyor.

 

Kim ne zaman sorumludur?

Diğer ürünlerde olduğu gibi, üreticiler ve tüketiciler, sorumluluk hukuku konularında daima bir sorumluluk savaşı içindedirler. Peki genel olarak sorumluluk hükümlerine bakacak olursak, mevcut yasalara göre, bir Bilgi Teknolojisi ürününün tüketicisi (sahibi) ancak kendisine isnat edilebileceği bir hatadan kaynaklı sorumlu tutulabilir. Ayırt edilmesi gereken bir takım ihtimaller sunalım; Tüketicinin bir AI kullanımı ile ilgili sorumlu tutulabilmesi için, üreticinin algoritmayı tasarlayabilmesi için tüketicinin (veya eser sahibinin) AI‘ye yüklenecek parametreleri (yani AI’yi “öğrenme” gücünü sunan verileri) sağlayıp sağlamadığı ayırt edilmelidir. Hata, parametrenin verilerinin amaca uygun veya hatta yanlış veya basit işletim hataları olması durumunda, üreticiye karşı herhangi bir sorumluluk isnat edilemez. Buna göre, AI ‘nın hatalı çalışması durumunda tüketiciye herhangi sorumluluk isnat edilmemesi için, kendisinin hiçbir kusuru bulunmaması gerekmemektedir!

Üreticilerin sorumluluğuna gelirsek; genel olarak bilinen ürün ve üretici sorumluluğu üreticiler için ürettikleri her türlü üründe geçerlidir. Üretici, ürünlerini üretim hataları açısından kontrol etmeli ve hatta teslimattan sonra dahi ürünlerini takip etmelidir; böylece daha sonra ortaya çıkacak hata veya tehlikeler durumunda sorumlu olmamak üzere önlem alma şansı doğar.

 

Her iki tarafın da ileride doğabilecek uyuşmazlıklardan kaçınmak için AI’nin kullanım amacını ve bulunması gereken tüm özelliklerini eser sözleşmesinde (veya ayrı olarak) tam olarak tanımlaması ve kaydetmesi tavsiye edilir. Taraflar, böylelikle kusur belirlenmesinde sözleşmede yazılı ve belirlenmiş edimlere göre bu uyuşmazlığı giderebileceklerdir. Genel olarak, sözleşmelerin hazırlanması mevcut sorumluluk hükümlerinde önemli bir rol oynar. Nitekim, şu anki yasalar, bu gibi ileri teknoloji üretimi için yeterli değildir. Sözleşmede belirlenen kullanım amacı, özellikler ve beklentiler, AI piyasasındaki aktörler için vazgeçilmez bir çözüm olacaktır.

 

Kusursuz sorumluluk hükümleri uygulanabilir mi?

AI, insan yapımı programlama olmadan hala karmaşık sorun çözümlerine cevap veremediği için kusursuz sorumluluk henüz AI’ya uyarlanamamaktadır; ancak Avrupa Birliği bu sorumluluk biçimini bu piyasadaki gelişmeler için bir çözüm olarak değerlendirmektedir. Kusurdan bağımsız sorumluluklarda AI programları kullanırken oluşan zararlarda tüketiciyi sorumlu tutmak, bu yükümlülük krizinde akla yatkın bir çözüm olacaktır.

 

Kişisel Verilerin Koruması Kanununa istinaden dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

Burada, parametrelendirmenin kullanımı için gerekli olan büyük miktarda verinin, kişisel verilerin korumasına ilişkin düzenlemesine aykırı olmaması gerekmektedir. Genel Veri Koruma Yönetmeliğine göre, ses, görüntü veya metin bilgilerinin kabul edilebilirliği açısından kontrol edilmesi gerekecektir. Burada özellikle sözleşme güvenceleri (etkilenenlerin muvafakati) ve verilerin anonimleştirilmesi sağlanmalıdır.

Bu tür verileri kullanırken, sadece veri korumasına değil, aynı zamanda yapay zekâ sistemlerini kullanılırken eşitlik kuralı ve ayrımcılık yasağı da gözetilmelidir. Örneğin; bir uluslararası şirketinin iş başvurucuları sıralamak üzere kullandığı bir AI sisteminde, kadın başvurucular erkekler karşısında dezavantajlı duruma düşmekteydi. Başka bir örnekte ise, suçluların tekrar suç işleme olasılığı hesaplanırken, siyahi suçlulara, beyaz suçlulara göre çok daha yüksek oranlar hesaplanmıştı. Bu nedenle, veri girişinde oldukça dikkat edilmesi gerekeceği gibi, önlem olarak da, bu tür yanlış sıralamalar durumlarda sözleşmeyle bir tarafa, olası bir hata veya ihlal sonucunda yazılım sıfırlama yükümlülüğü atfedilmeli.

 

Kendinizi marka hukuku açısından nasıl koruyabilirsiniz?

Yapay zeka uygulamalarının patentlenmesi şu anda mümkün değildir, çünkü bunun için gerekli şart olan teknik karakter mevcut değil. AI Uygulamaları esasen telif hakkı ve patent kanunu ile korunamayan algoritmalar ve parametrelendirmelerden oluşmaktadır. Kullanılan yazılım teknolojisi (uygulama için) telif hakkı ile korunabilinir olmasına karşı, ana unsuru (yani algoritmalar ve parametrelendirmeler) mevcut hukuk durumunda patentleyemezsiniz.

Bu bağlamda, algoritmaların ve parametreleştirmelerin gizli kalmasını sağlamak için alternatif koruyucu önlemler alınması gerekecektir (örneğin gizlilik sözleşmeleri ile).

Ancak, AI uygulamaları yeni ürünler tasarlayıp bunları bağımsız olarak geliştirmek için kullanılırsa ne olur? Bu ürünler daha sonra korunabilir mi? Bu soru maalesef olumsuz yanıtlanması gerekir, çünkü telif hakkı koruması ancak ürünün insani yaratılması koşulunu aramaktadır. Yani, AI ile tasarlanan, geliştirirken, üretilen bir ürün telif hakkı alınarak korunamamaktadır. Tasarım yasasına göre de birtakım sorunlar oluşacaktır. Sonuçta tasarımcının kim olacağı ve kimin korunacağı yönünde uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir: üretici mi, tüketici mi veya eser sahibi mi?

 

Mevzuatın boşluklarla dolu olduğu ve bilimin arkasına yetişemediği bu dönemde, düzenlemelerin yapılması, önlemlerin alınması ve dahil olan tarafların risk ve sorumlulukları hakkında özel hükümlerin geliştirilerek, olası uyuşmazlıkların doğumunu önlemek adına sözleşme yapılması şu an için en iyi çözüm olduğunu söyleyebiliriz.